 oyunoynuyor.com
|
|
Dark Sector
KATEGORİ : TPS/Aksiyon
ÜRETİCİ FİRMA : Digital Extremes
YAYINCI FİRMA : D3Publisher
OYUNUN SİTESİ : www.darksector.com
HANGİ OYUNA BENZİYOR? : Dead Space, Silent Hill ve Resident Evil serisi
SİSTEM GEREKSİNİMLERİ : Intel Pentium IV 2.0 Ghz veya AMD XP 2200+, 512 MB RAM, 10 GB hard disk alanı, 128 MB nVIDIA GeForce 5700 veya ATI Radeon 9600
Gerilim/Aksiyon türü oyunlarda son aylarda, türe nazaran, bir bolluk yaşadığımız bir gerçek. Dead Space, F.E.A.R. 2, Silent Hill: Homecoming derken en son olarak geçtiğimiz günlerde Dark Sector de bizlerle buluştu. Tabii bir de Resident Evil 5 var; ama o, bilgisayar kullanıcıları için piyasaya sürülmediğinden yukarıda yazdığımız gruba dâhil değil. İşte Dark Sector tam da bu noktada devreye giriyor, Resident Evil 5’in yerini dolduramasa da biz bilgisayar oyuncularını bir nebze olsun avutabilmek için (!) sanırım yapımcılar ‘Resident Evil’ benzeri bir oyunla karşımıza çıkmışlar. Yalnız fazla heyecanlanmayın, umduğunuzu bulamayabilirsiniz.
Keser, Biçer…
Gizli bir hükümet ajanı olan Hayden Tenno, Mezner adındaki canavar ruhlu kişiyi ortadan kaldırması için bir göreve yollanır. Mezner, elinde bulundurduğu bir virüsle, insanları zombilere, vücutları metalle kaplı insanlara veya değişik hallere dönüştürmektedir. Yani oyunda Mezner, Resident Evil’daki Umbrella şirketini temsil ediyor desek yeridir. İşte Hayden da bu psikopatı engellemeye çalışırken daha ilk karşılaşmalarında gafil avlanarak sağ kolunu kaybeder. Sağ kolu tamamen bir metalle kaplanır ve bu metal kol büyük şirugen benzeri bir kesici alet -bu aletin adı glaive; ama ben yazı boyunca bu aletten şirugen diye bahsedeceğim- ile de desteklenir. Yani Mezner aslında Hayden’ı öldürmek yerine daha da güçlendirmiştir; ama insanlıktan da -görünüm olarak- çıkarmıştır. Artık Hayden’ın amacı, yeni güçlerinin de yardımıyla, Mezneri durdurmak ve insanlığı kurtarmaktır.
Oyunu Resident Evil serisinden ayıran en temel özellik, elimizd ki kesici alet ve oyunda ilerledikçe kazandığımız güçler. Bu güçlerin ne olduğuna birazdan değineceğim; ama önce şu sağ elimizdeki büyük şirugenden biraz daha bahsedelim. Bu aleti hem bir kılıç, hem de bir bumerang gibi düşünebilirsiniz. Yakın dövüşte oldukça etkili ve oldukça kanlı kombolar yapmanıza imkân sağlayan, karşınızdakini parçalara ayıran bir kılıç gibiyken; uzaktaki düşmanınız için ise onu ortadan ikiye ayırıp size geri gelecek kadar keskin bir bumerang gibi. Ayrıca bu şirugeni oyunda ilerledikçe kazandığımız değişik güçler vasıtasıyla değişik amaçlar için de kullanıyoruz. Sol elimizde ise bir tabanca var ve bu tabanca hep sol elimizde duruyor, yalnızca ileriki bölümlerde bu tabancanın yerine geçecek bir taramalı veya pompalı tüfek alırsanız bu tabancayı da satabiliyorsunuz. Yani sol elimizde bir silah, sağ elimizde şirugenimizle oyun boyunca ilerliyoruz.
Oyunda belli yerlerde parlayan rögar kapakları var. Buralardan bomba, silah gibi şeyleri satın alabiliyor veya elimizde bulunan yine mermi, bomba gibi şeyleri satabiliyoruz. Bu işlemleri yapabilmemiz için lazım olan para ihtiyacını ise etrafta bulunan kutularda, kırdığımızda çıkan paralarla karşılıyoruz. Bu sistem, oynayanlar bilirler, Resident Evil 4’te de mevcuttu. Ayrıca bu yerlerde elimizdeki silahın ateş gücü, mermi kapasitesi gibi özelliklerini de arttırabiliyoruz.
Oyunda ilerledikçe değişik güçler kazandığımızı söylemiştik. Bu güçlerden en önemlisi ve en çok işinize yarayacak olanı, görünmezlik gücünüz. Bilhassa oyunda siper alma konusunda sıkıntı yaşadığımızı da göz önünde bulundurursak, bu güç oldukça işinize yarıyor. Diğer hoşuma giden ve önemli olarak gördüğüm güç ise şirugenimizi kontrol edebilme gücü. Bu güç yardımıyla şirugeninizi fırlattıktan sonra ağır çekimde, mouse ile şirugeninizin gideceği yönü tayin edebiliyorsunuz ve bu da size tek atışta iki, üç düşmanınızı doğrama imkânı sağlıyor. Bu güçlerinizin dışında, oyunda ilerledikçe yeni güçler de kazanıyorsunuz. Yapımcılar sizi sahip olduğunuz güçleri kullanmaya yöneltmek için oyunu küçük bulmacalar, küçük zekâ oyunları ile de süslemişler.
Oyunun grafikleri ise ne muhteşem derecede iyi, ne de yüzüne bakılmaz derecede kötü. Çevre kaplamaları oldukça başarılı olmuş, yalnız cisimlerle etkileşim minimum düzeyde; hatta hiç yok desem de yeridir. Oyun boyunca bazen karanlık mekânlarda, bazen de açık havada ilerliyoruz. Mekânlarda genel olarak eski, harabe bir şehir havası hâkim. Yıkık bina enkazları, patlamış elektrik trafoları, taş binalar… Karanlık yerler ise genel olarak kanalizasyon gibi yerler. Karanlık mekânlar dendiğinde tabii ki insanın ilk aklına gelen şey, ışık/gölge oyunu oluyor. Dark Sector bu konuda da başarılı, bilhassa karanlıkta yanıp sönen ışık eşliğinde zombilerin saldırısına uğradığınızda, adrenalin seviyenizin oldukça artacağına garanti veririm. Fakat asla oyunun gerilimi F.E.A.R. 2 ile kıyaslanamaz, bu uyarımı da vereyim. Zaten oyun daha çok işin aksiyon kısmı üzerinde durmuş; ama maalesef oyun en çok bu konuda rahatsızlık veriyor.
Yine Zekâ(sızlık)…
Oyunda zombilerin haricinde, silahlı düşmanlarla da sık sık karşılaşıyorsunuz. Genel olarak bir noktaya geldiğinizde, düşmanlarınız o noktada birden türeyiveriyorlar ve siz de onları öldürdükçe öldürüyorsunuz. Eğer yerinizde sabit kalırsanız, sanki düşmanlarınız hiç bitmeyecekmiş gibi gelmeye devam ediyor ve bir süre sonra bu durum sıkıcı bir hal alıyor. Bu kadar adamın nereden geldiği bir soru işareti tabii ki. Zombiler ise duvardan oluşan kara bir delikten çıkıyorlar. Sanırım onların da hepsini öldürmeyi denerseniz başarılı olamazsınız. Ben denedim, 10 dakika boyunca zombi avladım; ama nafile, onlar hala kara deliklerinden çıkmaya devam ettiler, ben de en sonunda onları öldürmeyi bırakıp yoluma devam ettim.
Zombilerde zekâ olmamasına alışığız. Onlar bir hedefe kilitlenirler ve ona zarar vermek için hiçbir şeye aldırmadan yollarında ilerlerler. Dark Sector’deki zombiler de bu formatta. Tabii sonları, yani ölümleri diğer oyunlara göre biraz daha kanlı oluyor, o ayrı. Fakat yapımcılar silahlı düşmanlarımızı da zombilerle karıştırmış olacaklar ki, onlara da zekâ eklemeyi unutmuşlar. Karşınızdaki düşmana bomba atsanız da, ateş altında tutsanız da yerinden kımıldamıyor. Arada sırada kafasına göre bulunduğu konumu değiştiriyor, bunun harici zekâ olarak bir fonksiyonlarını görmedim. Ayrıca her zaman aynı hareketi yapıyorlar. Size ateş edecekleri zaman, eğer bir duvar arkasında siper almışlarsa, tek bacaklarını yana atıp duvar arkasından çıkıyor ve size ateş ediyorlar. Bu esnada sizin onları vurmanız veya onların sizi vuramaması önemli değil. Ayrıca bir duvarın arkasına geçtiğinizde, hiç kimse sizi orada rahatsız etmiyor. Bırakın çeşitli taktikler üretip, sağdan soldan dolaşıp etrafınızı sarma gibi üst düzey hareketleri, yanınıza gelip hala o duvarın arkasında mısınız diye bakmayı akıl edecek bir zekâ bile oyunda mevcut değil. Üç metre yakınınıza kadar gelip geri gidiyorlar, böyle garip bir durum söz konusu ve bu düşük yapay zekâ, insanı gerçekten oyundan soğutabiliyor.
Oyunda mermi ihtiyacınızı da kırdığınız kutulardan çıkan mermilerle sağlıyorsunuz. Ayrıca öldürdüğünüz düşmanlarınızın silahlarını da alabiliyorsunuz; fakat aşağı yukarı 30 saniye gibi bir süre aldığınız silahı elinizde tutuyorsunuz. Daha sonra silahı karakter elinden atıyor. Tabii o süre zarfında sizin de işinizi görmüş olma ihtimaliniz oldukça yüksek. Kısacası oyunda en son sıkıntı çekeceğiniz şey, mermi.
Dark Sector yapımcıları da son zamanların popüler sağlık sistemine uymuşlar ve sağlık paketlerini, sağlık göstergesini çöpe atmışlar. Eğer yoğun bir ateş altında kalırsanız ölüyorsunuz; ateş altında kaldığınız an hemen saklanırsanız, kurtuluyorsunuz. Fakat oyunda düşmanlarımız gibi karakterimiz de çok kolay ölüyor maalesef. Hafif bir ateş altında, daha siper alamadan ölebiliyorsunuz. Bu, oyunda yapay zekâdan sonra rahatsız olduğum en önemli ikinci konu.
Bir diğer hoşuma gitmeyen şey ise, oyundaki çevre etkileşimi oldu. Oyunda kıracağımız ya da keseceğimiz şeyler belli başlı. Mermi aldığımız kutular, asma kilitler ya da düşmanlarımız. Bunların dışında hiçbir cismi kırıp dökemiyoruz. Ne kabloları, ne ampulleri, ne de direkleri. Sadece elinizdeki şirugeninizi duvara doğru attığınızda duvarda bir iki çizik meydana geliyor.
Oyunda autosave sistemi mevcut. Aslında oyunda istediğimiz an kayıt yapabilseydik daha iyi olurdu; ama artık her iki sisteme de alışmış olmamız gerek, zira piyasadaki çoğu oyunda autosave sistemi mevcut. Bu yüzden bu konuda pek bir sorun olacağını zannetmiyorum.
Oyununu müzikleri de pek dikkat çekici değil. Düşman göründüğü an giren müzik, düşmanlarınızı hallettikten sonra bitiyor. Bunun harici pek dikkatimi çeken bir müzik de çalmadı, çaldıysa da ben fark etmemişimdir. Zaten oyunun aksiyon müziği de pek bir şeyi etkilemiyor. Yani size ne bir gerilim veriyor, ne de bir gaz. Silah sesleri ise fena değil. Elinizde ki şirugeni fırlattığınızda çarptığı yere göre değişik ses çıkarması iyi olmuş. Fakat silah seslerini biraz daha tok ve yoğun yapsalar daha iyi olurdu demeden de geçemeyeceğim.
Son Sözler
Belirttiğim gibi oyunun en büyük handikabı, yapay zekâ olmuş. Eğer karşınızda zeki düşmanlar istiyorsanız, bu oyundan uzak durun. Ama düşmanlarım fark etmez; alacağım eğlence, aksiyon tadı önemli diyorsanız, bu oyun sizi kısa bir süreliğine oyalayabilir. Şunu söyleyeyim, eğer düşmanlarımızın zekâsı biraz daha iyi olsaydı kesinlikle bu oyun çok daha iyi bir puan alırdı.
Dark Sector
KATEGORİ : TPS/Aksiyon
ÜRETİCİ FİRMA : Digital Extremes
YAYINCI FİRMA : D3Publisher
OYUNUN SİTESİ : www.darksector.com
HANGİ OYUNA BENZİYOR? : Dead Space, Silent Hill ve Resident Evil serisi
SİSTEM GEREKSİNİMLERİ : Intel Pentium IV 2.0 Ghz veya AMD XP 2200+, 512 MB RAM, 10 GB hard disk alanı, 128 MB nVIDIA GeForce 5700 veya ATI Radeon 9600